Mısır Şampiyonu El İttihad İzmir'de

Karşıyaka Nostalji sayfamızda bu ay sizlere, tarihimizin en önemli ziyaretçilerinden birini, 1926 yılında Mısır şampiyonu El-İttihad İskenderiye takımını ağırladığımızdan bahsedeceğiz. İlk kez detaylarını okuyacağınız bu müsabakaların İzmir futboluna getirdiği hareketlilik, yeni kurulmuş bir ülkenin bu kadar başarılı bir organizasyonu daha tamamlaması ile sonuçlanıyordu. Alsancak stadyumunun o güne kadar ki en yüksek seyirci kapasitesini aştığı, yaklaşık 6bin seyirciden fazla kişinin stadyumda olduğunu dönemin basın yayın organlarından öğreniyorduk. Keyifli okumalar.

 

El İttihad takımı ziyaretlerde ve sportif faaliyetlerde bulunmak üzere Türkiye’ye gelmişti.

İzmir’e de konuk olan Mısır temsilcisi, Karşıyaka ve Altay takımlarının yapmış olduğu

karma ile oynadığı iki maçta da galip gelmişti. Oldukça güçlü olan bu ekibe karşı

alınan mağlubiyetlerin, futbollarını geliştirmek isteyen İzmirliler için pek üzücü

olduğunu söyleyemeyiz. O dönemde amaç her zaman kazanmak değil, yeni ayağa kalkan Türk futboluna olumlu manada bir şeyler katmaktır. 



Şadırvan Camii Çizimi - Sir George Scharf

Şadırvan Camii tasviri. 1840 tarihli çizim, ünlü İngiliz gravür ustası Sir George Scharf'ın Sir Charles Fellows ile yaptığı seyahatten...


Ege'de İlk Türk Kooperatifi : Balçova İtibar ve Satış Ortaklar Sandığı

 İzmir'de doğrudan üreticinin katılmasıyla kurulan ilk kooperatif..

O günkü adıyla Balçova İtibar ve Satış Ortaklar Sandığı...

Fotoğrafta ortadaki sarıklı zat; Müftü Cevherizade Ahmed Hamdi efendi, yanındaki siyah takım elbiseli İttihat ve Terakki İzmir katib-i mes'ûlü Celal(Bayar) Bey'dir. 


"Mahmut Celal Bey, İttihat ve Terakki Fırkası adına ihracat şirketi kurmak için girişimde bulunarak, İzmir’de ticaret hayatında başarılı olan Muammer Bey (Latife Hanımın babası) ile birlikte ihracat ve ithalat yapan bir şirket kurmuştur. Mahmut Celal Bey’in bu dönemde ilgilendiği diğer bir konu da kooperatifçilik olmuştur. Kapitülasyonlar nedeniyle ekonomik girişimlerde yabancıların konumunun Türklere göre daha uygun olduğu bir ortamda, kapitülasyonlara karşı kooperatifçiliğin bir mukavemet noktası olduğunu değerlendirmiş, satış ve kredi kooperatifçiliği ile ilgilenmiştir. Hem propaganda yapmak, hem de örnek bir teşkilat oluşturmak gayreti içine girmiş, halkın verecek parası olmadığından, tüccarlardan topladığı para ile kooperatifçiliğe başlamıştır. İzmir’deki palamut üreticileri için bir kooperatif kurularak Rum aracıları ortadan kaldırılmış ve fiyatlar yukarıya çekilmiştir. Benzer şekilde, “Zirai istihsal (üretim) ve istihlak (tüketim)” kooperatifi Balçova’da kurulmuştur. Bölgeye özgü olan kuru incir, kuru üzüm, pamuk gibi ürünlerin fiyatlarının üreticilerce belirlenmesini sağlamıştır.* "

*MİLLİ MÜCADELEDEN CUMHURBAŞKANLIĞINA KADAR CELAL BAYAR (1919-1950) Doktora Tezi - Gültekin Kamil BİRLİK  



İzmir’e gelen İlk Yabancı Rakip : Bulgaristan Şampiyonu Levski



20.Yüzyılın başlarında, özellikle İstanbul’da hızlı bir şekilde artan futbol sevgisi, 1912 yılında Karşıyaka ardından 1914 yılında kurulacak olan Altay Kulübü ile İzmirli Türkler içinde heyecanlı olmaya başlayacaktı. Bu tarihlere kadar İzmir’deki spor sahalarında yalnızca Rum, Ermeni, İngiliz ve İtalyanların kurmuş oldukları takımlar etkili olurken, Türkler savaş ve maddi imkansızlıklar nedeniyle etkili olamıyorlardı. 20. yüzyıl başlarında, İzmir’deki duruma baktığımızda 1912 yılına kadar; Pelops, Panionios, Apollon, İskos, Karavokiri, Midilli, Vanderers, Apetyan, Scholl, Evangelidis, Amerikan Koleji Takımı ve Garibaldi gibi takımlar kendi aralarında yaptıkları müsabakalar ile spor hayatında etkin olmuşlardı.


1925 yılının Eylül ayında İzmir spor hayatı yepyeni bir hareket ile hareketleniyordu. Uzun yıllar süren savaşın ve düşman işgalinin izlerini silmeye çalışan İzmir halkına bu konuda en büyük desteklerden biri de futbol kulüplerinin düzenlemiş oldukları maçlardı. Levski takımının İzmir seyahatini Karşıyaka Spor Kulübü organize etmiş, müsabakaların 9 Eylül’e denk getirilmesi için Spor Alemi dergisi baş yazarı Çelebizade Said Bey’in yoğun çalışmaları olmuştur. Said Bey’in yanı sıra Karşıyaka Reis-i sanisi(İkinci Başkanı) Zühdü(Işıl) Bey ve Heyet-i İdare azasından Cemal Ahmed(Umar), Altay’dan takım kaptanı ve reisi Hamid ve Refet Ahmet Beyler misafirlerin ağırlanmasında yoğun çaba sarf etmişlerdi. İzmir’in en köklü kulübü olan Karşıyaka’nın organize ettiği etkinlikte, Bulgar şampiyonu olan Levski Takımı, İzmir’de üç maç yapacak ilk maçını Karşıyaka ile oynadı ve bu maçtan 2-1 galibiyetle ayrıldı.


Bu maça şu kadro ile çıkmıştık:
Malik
İsmail – Sezai
Vahi – Saim – Ali
Hamid – Halil – Nevzad – Orhan – Necati

Levski takımı da “Ala Mavi” forma ile sahadaydı.
Maç sonrası dönemin gazetelerine göre Karşıyakamız şimdiye kadar oynadığı en güzel oyunu oynadığı ancak Levski takımının Bulgar milli takımına 9 oyuncu verdiğini ve çok güçlü olduğunu fakat Karşıyakamızın bu müsabakada mağlub bile olsa takdir edilmesi gerektiğini yazıyordu. Takımımızın tek golü, ilk milli futbolcularımızdan Nevzat(Alpagut) bey’den geliyordu

İkinci maçında Altay ile karşılaşan güçlü Bulgar temsilcisi Altay’la da 0-0 berabere kalmıştı.

Üçüncü ve son maçta 20 Eylül 1925 tarihinde Punta(Alsancak) stadında Karşıyaka / Altay karmasının karşısına çıkan Bulgar şampiyonu Levski takımı ile iki maç yaptık, ilk maçı 4-1 Levski takımı galip gelmiş olsa da ikinci maçta  bu kez mağlup olmaktan kurtulamadı ve Karşıyakalı futbolculardan ağırlıklı İzmir Karması maçı 1-0 galip bitirdi.
Binlerce İzmirlinin izlediği maçta İzmir karması şu kadro ile yer aldı:
“Fehmi-Burhan-İsmail(KSK)-Vahyi(KSK)-Saim(KSK)-Danyal-Hamid(KSK)-Nevzat(KSK)-Halil(KSK)-Vahab-Nadir”.


Maçın tek golü, Karşıyakamızın milli futbolcusu Nevzat bey’den geliyordu.